Tatilde plastik tüketimini azaltmanın 7 yolu

Plastiksiz Tüketim

Plastik kirliliği çığrından çıkmış durumda. Artık anne karnındaki bebeğin plasentasından dünyanın en derin çukuruna kadar neredeyse her yerde plastiğe rastlıyoruz. Atlantik Okyanusunda plastikten bir ada var ve araştırmalara göre haftada bir kredi kartı kadar plastik tüketiyoruz. Giydiğimiz kıyafetler ve kullandığımız ürünlerden çevreye dağılan plastik, besin zincirimize hatta soluduğumuz havaya bile karışmış durumda.

Plastik kirliliğinde belki de en ilginç olan noktalardan biriyse, plastik atıkların neredeyse yarısının genellikle 10-15 dakika kullanıp attığımız ambalajlardan oluşması. O yüzden özellikle bu tek kullanımlık plastikleri mümkün olduğunca hayatımızdan çıkarmamız önem taşıyor. Aslında basit birkaç yolla plastik tüketimimizi tatilde en aza indirebiliriz.

İçinde su matarası, bez poşet ve saklama kabı olan bir çantayla gezmek

Dünya çapında her yıl, 500 milyar plastik poşet kullanılıyor ve ürünün ortalama kullanım süresi yalnızca 15 dakika. Ayrıca küresel çapta her yıl, 481.6 milyar pet şişe kullanılıyor. Dakika başı dünyada satın alınan pet şişe sayısı ise 1 milyon. Gezerken yanımızda içinde bunların olduğu bir çanta taşırsak dışarıdaki plastik atıkların çoğunun önüne geçebiliriz.  

Dondurmayı kapta değil külahta yemek

Dondurmayı kap yerine külahta yiyerek 10 dakika kullanılıp yüzyıllarca doğada kalacak bir atık çıkarmamış oluruz. Ayrıca plastik ambalajlı dondurmalar yerine dondurmacılardan alırsak daha sağlıklı bir seçim yapmış oluruz.

Tek kullanımlık otel şampuanları yerine kendi sabununuzu getirmek

Otel odalarına konulan küçük plastik şampuan şişeleri yerine kendi sabunumuzu getirerek bu plastik atığın da önüne geçebiliriz. Kendi şampuanımızı da yerel üreticileri destekleyerek onlardan el yapımı ve plastik ambalajsız doğal ürünler alabiliriz.

Paket servis yerine restoranda yemek 

Dışarıdan paket yemek alındığında çok fazla plastik atık çıkıyor. Yemeğin içine konulduğu strafor köpük ve diğer plastik ambalajlar hem geri dönüşmüyor hem de sağlığımız için bir tehdit oluşturuyor. Bu yüzden sipariş etmek yerine restorana gidip yemek hem daha sağlıklı hem de atıksız bir seçenek.

Plastik pipeti reddetmek

Plastik pipet (bazı tıbbi kullanımlar dışında) en gereksiz plastik ürünlerden biridir. Dışarıda içecek içerken pipet istemediğinizi her zaman özellikle belirtin çünkü maalesef işletmelerin büyük çoğunluğu böyle bir hassasiyete sahip değil ve ihtiyaç olmasa bile herkese pipet ile servis yapıyorlar. 

Islak mendil yerine el yıkamak

Dışarıda yemek yerken ıslak mendil kullanmak yerine elinizi su ve sabunla yıkamayı tercih ederseniz yine hem kendiniz için hem de çevre için iyi bir şey yapmış olursunuz. Çünkü ıslak mendil yapısı gereği geri dönüşemez ve yüzyıllarca çöp alanlarında kalır, aynı zamanda içinde barındırdığı kimyasallar nedeniyle sağlık açısından da zararlıdır.

Tek kullanımlık plastiklerin yasaklanmasını talep etmek

Türkiye’de tek kullanımlık plastiklerin yasaklanması için Greenpeace’in başlattığı kampanyaya imza atabilirsiniz. Tek kullanımlık plastiklerin tamamen yasaklanması ilk başta kulağa imkansız gelse de Avrupa Birliği’nde yasaklandı bile. Yasaklanan ürünler arasında plastik pipet, çatal, tabak, kaşık gibi alternatifi olan ve gereksiz bir kirliliğe yol açan plastikler var. Türkiye’nin de bu adımı atmaya ihtiyacı var ve bunu talep etmek de bizim sorumluluğumuz.

Duru Barbak

Markalar için sürdürülebilirlik artık yeni normal mi?

Son zamanlarda sıklıkla görülen aşırı hava olayları, kırılan sıcaklık rekorları ve yaşanan ekolojik felaketlerle, artık gittikçe daha çok insan çevre sorunlarından haberdar olmaya başladı. Bu da beraberinde tüketicilerin yaptıkları alışverişlerde daha sürdürülebilir ve çevreci seçeneklere yönelmelerini beraberinde getirdi. 

Ayrıca bu sürdürülebilirlik eğiliminin en çok da genç nesilde yer aldığını söyleyebiliriz. Bu yüzden bu çevreci tüketim alışkanlığını kısa süreli bir trend değil de uzun soluklu ve artık yeni normal haline gelecek olan bir tercih olarak değerlendirmek daha doğru olur.

Artık markalar kalıcı olmak istiyorlarsa sürdürülebilirliği yaptıkları işin temeline koymaları şart. Bu sürdürülebilir dönüşüm, farklı sektörlerde farklı şekillerde yaşanabilir. Örneğin; ekolojik materyallere geçiş, yeni teknolojilerle enerji tasarrufu veya mümkün olan en az kaynak kullanımı sağlanabilir. Bu dönüşümün temel amacı, yapılan işin doğaya verdiği zararı en aza indirmek ve birinci önceliği çıkar değil sürdürülebilirlik olarak gözetip gelecek nesillere yaşanabilir bir gezegen bırakmaktır.

Sürdürülebilirlik, artık seçimdense bir zorunluluk haline gelmiş durumda. İklim krizi gibi varoluşsal bir tehdite karşı mücadele için on yıldan az bir zamanımız kalmışken şirketlerin bu yolda çözümün bir parçası olmaları hayati bir önem taşıyor. Ayrıca karbon vergisi gibi şirketleri karbon salımlarından sorumlu tutan uygulamalar gelmekte olduğundan, sürdürülebilir dönüşüm aynı zamanda ekonomik bir zorunluluğa da dönüşecek gibi görünüyor.

Tüketicilerin çevreye duyarlı olmaları, aldıkları ürünün gezegene bedeli üzerine düşünmelerini sağlıyor. Böylece sürdürülebilirliği temele koymadan yalnızca pazarlama sağlamayı amaçlayan markalarla gerçekten önemseyenleri ayırt edebiliyorlar. Bu yüzden bu dönüşümün her aşamaya dahil edilmesi ve mümkün olduğunca şeffaf olunarak sürdürülebilirlik adına atılan yeni adımların açıkça paylaşılması büyük önem taşıyor.

Duru Barbak