ecording olarak, hedeflerimize her geçen gün artan heyecan ve umudumuzla yürüyor, çevresel etkimizi tüm dünyaya ulaştırmak için sabırsızlanıyoruz.

ÖNSÖZ

ecording olarak ilk fikir tohumlarımızı 2017 yılında attık, ilk tohum topumuzu ise 2018’de toprakla buluşturduk. 2019’da heyecanımızın dozajını artırdık ve Türkiye’nin iklim krizi dikeyinde çalışan ilk sürdürülebilirlik, teknoloji ve inovasyon tabanlı sosyal girişimi olarak İTÜ BigBang Start-up Challenge sahnesine çıktık.

“ecording Mission 2030” adını verdiğimiz bu manifestoyla, iklim krizine karşı mücadelede 2030 hedeflerimizi ve sunduğumuz teknolojik çözümleri paylaşıyoruz. Ortak geleceğimizi iyileştirmek için sürdürülebilir yaşam adına çıktığımız bu yolda felsefemizi, dayandığımız temelleri, inandığımız değerleri, niyetimizi, motivasyon ve görüşlerimizi anlatıyoruz. 2050’de daha yaşanabilir bir Dünya inşa etmiş olma hayalimize sizi de ortak etmek için can atıyoruz.

ecording Mission 2030 Manifestosu; Birleşmiş Milletler’in belirlediği Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’yla paralel olarak, temelde iklim krizine karşı mücadelede geliştirdiğimiz çözümlerin yanı sıra iş birliği modellerimiz kapsamında paydaşlarımızla birlikte attığımız ve atacağımız somut adımları içeriyor. Ayrıca bu manifestoda, ecording’in 2030’a kadar olan hedeflerinin yol haritasını ve 2050’de karbon nötr bir Dünya inşası amacıyla yaptığı hazırlıkları bulabilirsiniz.

Hedeflerimize her geçen gün artan heyecan ve umudumuzla yürüyor, çevresel etkimizi tüm dünyaya ulaştırmak için sabırsızlanıyoruz. Problemi gördük, çözüm yollarını ararken eyleme geçtik, daha aydınlık bir geleceğe açılan kapıları araladık.

Şimdi, iklim krizine karşı mücadelede, en küçük bir umudu dahi büyük bir inançla yeşertmek isteyecek herkesi ortak geleceğimizi iyileştirmeye davet ediyoruz!

İKLİM KRİZİNİN ETKİLERİ:

NASA’nın 2022 verilerine göre; küresel sıcaklık 1.01°C, deniz seviyesi 4.0mm, atmosferdeki karbondioksit seviyesi ise 418ppm. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC)’nin raporuna göre, dünyanın sıcaklığının 2030’a kadar 1,5°C olacağının önüne geçme fırsatımız kalmadı. Ancak bugünden harekete geçersek 2030’da sıcaklık artışını 1,5°C’de sabit tutabiliriz. Harekete geçmezsek, “ben ne yapabilirim ki?” deyip köşemize çekilirsek, ortak geleceğimizin yok olması tehdidiyle karşı karşıyayız.

GÜN
SAAT
DAKİKA
SANİYE

Küresel Ayak İzi Ağı’na göre, limit aşımını her yıl sadece 4,5 gün ileriye atmayı başarabilirsek 2050’de bir yılda tek bir Dünya’nın sağladığı kaynaklar bize yetebilecek. Zira zaman hızla akıp giderken, 2050 hiç de uzak bir tarih değil. Daha yaşanabilir bir dünyayı, temiz suyu, doğal gıdayı, ciğerlerimizi oksijenle dolduran bir havayı, ormanın yeşilini, denizin mavisini sizce de hak etmiyor muyuz? Ortak geleceğimizi iyileştirmek hep beraber mümkün!

Öyle ki mevcut insanlığın doğal kaynak ihtiyaçlarını karşılayabilmek için 1,7 Dünya gerekmekte, ancak bizim yalnızca bir Dünyamız var ve bir hayatımız! O biricik hayatımızı nasıl yaşayacağımız da bugünümüzü daha anlamlı, Dünya’yla ortak geleceğimizi daha yaşanabilir kılmak da bizim elimizde. Bugünkü seçimlerimiz yarınki değişimin kendisi olacak.

KÜÇÜK ADIMLARLA BÜYÜK DEĞİŞİMLER

Amazon Ormanları’nda bir kelebeğin kanat çırpması, ABD’de bir fırtınanın kopmasına neden olabilir. Tıpkı atmosferdeki karbondioksit miktarının oldukça az artışının bile Dünya’nın ortalama yüzey sıcaklığını artırmaya sebep olabildiği gibi. 

1960’larda Edward Lorenz; kelebek etkisi kavramı ile kaos teorisine katkı sağlayarak, ilk koşullardaki küçük bir değişikliğin muazzam ve uzun vadeli sonuçlar doğurabileceği sonucunu çıkardı. Söz konusu kavram, bizlere çözüm için atılan adımların yaratabileceği değişimi ve etkinin ölçeğini anlatır. Bu kavramdan esinlenerek ecording, daha yaşanabilir gelecek umuduyla, bugün atılan küçük adımlar ile yarının büyük değişiminin ancak beraber mümkün olduğu felsefesiyle yola çıktı.

ecording; kelebek etkisine, iklim krizine karşı mücadelede küçük adımlarla büyük değişimler yaratabileceğimize, bunu da ancak hep beraber gerçekleştirebileceğimize inanır. Tüm insanlığı daha bilinçli ve duyarlı olmaya davet eder. Birey ya da tüzel paydaşlarıyla beraber harekete geçerek; doğayla uyumlu, etkili ve inovatif değişimler yaratmakta, bu kalıcı değişimlerle de iklim krizini tarihe gömmekte kararlıdır!

ECORDING NEDİR?

ecording; küresel iklim krizine karşı sürdürülebilir, inovatif ve teknolojik çözümler geliştiren sosyal girişimdir. Türkiye’de doğrudan iklim krizi dikeyinde çalışan ilk teknoloji girişimi olarak GreenTech Alliance üyesidir.

ecording’in attığı her adımının, geliştirdiği her çözümün ardındaki emeği ve eforu sunan ecoTeam ise; sosyal farkındalıkları ve empati anlayışını çalışmalarının temelinde tutarak, doğadan aldığı ilhamın yanı sıra bilim ve teknolojiden aldığı güçle, mevcut yeteneklerini ve imkanlarını değerlendirip geliştirir. Doğaya karşı sorumluluklarının farkındalığıyla, iklim krizine karşı mücadele etmek ve ortak geleceğimizi iyileştirmek için çözümler üretmeyi görev bilir.  

Kelebek etkisine inanır, “Küçük adımlarla büyük değişimler yaratabiliriz!” felsefesini rehber ediniriz. İklim kriziyle mücadelede problemin değil çözümün bir parçası olmayı taahhüt ederiz.
“Konuşalım ancak eyleme de geçelim, en küçük eylem eylemsizlikten iyidir!” diyerek, Dünya’ya ve doğaya karşı sorumluluklarının bilincinde herkesle beraber, hep beraber harekete geçeriz.
Her canlı gibi doğaya aitiz ve ona karşı sorumluyuz! İlhamımızı doğadan alır, teknolojinin gücünden faydalanırız.
Yarattığımız değeri deneyimle görünür kılıp, daha anlamlı bir yaşamın izinden ilerleriz. Mutluluğu ortak geleceğimizi iyileştirmeye giden yolda buluruz.
Temelleri güven, sevgi ve empatiye dayalı bir komünite kurarak daha çok yaşama dokunmanın, daha fazla sosyal fayda ve etki yaratmanın, hep beraber Dünya’yı daha yaşanabilir bir yer haline getirmenin hayalini kurarız.
Her şeyin hızla değiştiği ve tüketildiği bir çağda, teknoloji ve inovasyonun gücüyle, dikkatleri ortak geleceğimiz için iklim krizine karşı mücadelede birleştirmeyi amaçlarız.
Eşitsizlikler karşısında kendimize, birbirimize, doğaya ve tüm canlılara adil davranmaya özen gösterir; “Kimseyi Geride Bırakma!” mottosunu benimseriz.
Previous
Next

Ve eminiz: İklim krizine karşı mücadelede, en küçük bir umudu dahi büyük bir inançla yeşertmek ve ortak geleceğimizi iyileştirmek beraber mümkün!

BİR HEDEF, BİR TOPLUM VE DAHA YAŞANABİLİR BİR DÜNYA

2009 yılında, Johan Rockström ve Will Steffen’in öncülük ettiği bir grup akademisyen, “Gezegenin Sınırları: İnsanlık İçin Güvenli Alanı Araştırmak” isimli bir bilimsel makale yayımladı. Makale çerçevesinde, iklim krizinde 9 kritik eşikten söz edildi.

ecording olarak; 2030 ve 2050 hedeflerimizi, bilim insanlarının pozitivist araştırmalarına dayanarak belirledik ve belirlemeye devam ediyoruz. Attığımız her adımın arkasında bilimsel araştırmalar var. Nitekim, iklim krizine karşı mücadelede bu 9 kritik eşik çerçevesinde ve BM Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’yla paralel olarak sürdürülebilir, inovatif ve teknolojik çözümler geliştirmeyi amaç edindik.

Bu bilimsel çalışmaya göre, gezegenimizin 9 eşiğinden en az 4’ünü aştık. Bunlar; iklim (buzulların erimesi ve karbon salımı), ormansızlaşma, biyoçeşitlilik, azot ve fosfor döngüsü (besinler). Tatlı su döngüsüyle birlikte bu 5 bilen yaşamımız için kritik, neyse ki tatlı su döngüsünde henüz kritik eşikte değiliz ancak çok yakınız. Yani, dünyada istikrarı düzenleyen ve hayatta kalmamızı sağlayan 5 büyük bileşenden 4’ünde geri döndürülemez bir yola girmek üzereyiz. 5. bileşende ise o eşiğe gelmeden harekete geçmeliyiz. Bu nedenle, çözüm üretmeye bu eşiklerden başladık.

Bu nedenle, iklim krizine karşı mücadelede sunduğumuz çözüm yollarımızdan ilki, başlangıç noktamız ecoDrone’lar oldu. İnsansız hava araçları ecoDrone’larla öncelikli ulaşılması zor alanlara tohum ve tohum topu atışları gerçekleştirerek, ormanlaştırma ve biyoçeşitlilik çalışmalarına destek vermeye başladık. 

Sadece ormanlaştırmaya katkıda bulunarak ortak geleceğimizi iyileştirmek ve daha yaşanabilir bir Dünya yaratmak elbette mümkün değil. Dünya sistemindeki her şey birbiriyle bağlantılı, domino etkisi gibi. İklim sisteminin bir parçası eşiği geçerse, bu sistemin diğer parçalarının da kritik eşiği geçme ihtimallerini artırır. Yani bilim insanlarınca belirlenen bu 9 eşik aslında bir bütünün parçaları halinde ve biriyle ilgili attığınız olumlu/olumsuz bir adım diğerlerini de kısa sürede etkileyebiliyor. Doğanın bir parçası olarak bizlerin de yaşamlarını etkilediği gibi… Mesele problemi çözmek değil, problemi ekosistem dengesini koruyarak çözmek. Bu aşamada domino etkisinin karşısına kelebek etkisiyle çıktık: küçük adımların büyük değişimler yaratacağı teorisiyle.

Bireysel olarak karbon ayak izimizi küçültüp karbon salımımızı azaltarak, dönüştürdüğümüz alışkanlıklarla küresel kararları etkileyerek, iklim krizine karşı hep beraber bir mücadele verebileceğimizi somut çıktılarıyla birlikte göstermek istedik. Bu kapsamda ecordingApp’i kullanıcıyla buluşturduk. ecordingApp’te bu eşikler kapsamında oluşturduğumuz Dünya yararına görevlerle, insanların günlük hayatlarında uygulayabilecekleri çevreye duyarlı faaliyetlerin alışkanlık haline dönüşmesini sağlamayı amaç edindik. Bireysel olarak yılda sadece %1’lik bir karbon ayak izi azaltımıyla dahi yaratacağımız muazzam değişimi insanlara göstermek, eylemlerimizle aslında çözümün bizde olduğunu sunma fikri temel motivasyonumuz oldu.

0 'a kadar

2030 yılına kadar elde ettiğimiz gelirlerin %69’unu değerlendireceğimiz çalışmalarımıza dayanarak, paydaşlarımızla beraber dünya sıcaklığının 2030 yılında 1,5°C’de sabitlemeye büyük ölçekte katkıda bulunabileceğimize inanıyoruz. Geliştirdiğimiz inovatif ve teknolojik çözümler sayesinde küçük adımlarla büyük değişimler yaratmakta, bu kalıcı değişimlerle de iklim krizini tarihe gömmekte kararlıyız! Yıl 2050 olduğunda Dünya’nın ecording’e ihtiyaç duymayacağı bir yaşam hayal ediyor, misyonumuzun tamamlanacağı günü iple çekiyoruz.

GELİŞTİRDİĞİMİZ ÇÖZÜMLER

İklim krizi hem gezegenimiz için hem de insanlık dahil Dünya üzerinde yaşayan tüm canlılar için büyük ve her şeyiyle insan kaynaklı bir problem. Ortak geleceğimizi tamamen yok etme tehdidiyle karşımızda.
Astrofizikçi Hubert Reeves’in dediği gibi:

“Doğayla bir savaş halindeyiz. Eğer kazanırsak kaybedeceğiz.”

Tam da bu noktada, gündelik yaşamımızın dertleriyle boğuşurken iklim krizine karşı mücadeleye odaklanmak çok zor ve hatta kazanamayacağımız bir savaş uğruna harcadığımız beyhude bir çaba gibi gelebilir. Ancak bilim insanlarının söylemlerine göre, eğer bugünden harekete geçersek kazancımız savaş değil barış içinde bir yaşam olacak.  Hem mevcut koşullarımızı iyileştirerek daha keyifli ve sağlıklı bir yaşam sürebilecek hem de ortak geleceğimizi ve çocuklarımız dahil tüm canlılar için nitelikli yaşam potansiyellerini oluşturabileceğiz.

Mesele şu ki; bu bir haklı haksız savaşı değil, yaşam mücadelesi. Mevcut yaşamı güzelleştirmek, ortak geleceği iyileştirmek için bir mücadele. Doğru ya da yanlış algısı değil, geleceğin belirsizlik kaygısı. Yaşamaktan ziyade nasıl, ne için ve ne uğruna yaşamayı seçmenin hikayesi.

ecording; yakınmaktan, problemi ve engelleri konuşmaktan daha fazlasını hep beraber yapabileceğimize olan inançla yola çıktı. Geçmişin sorumluluğunu alarak geleceğe çözüm üretmenin motivasyonuyla harekete geçti. İnanç ve umutla, iklim krizine karşı mücadele etmek ve daha yaşanabilir bir Dünya inşa etmek için, uğruna emek vermeye değer bir gaye seçti. Bu yolda herkese yerimiz, herkesin yarattığı değere ihtiyacımız var. Çünkü sen yoksan bir eksiğiz.

MARKALAR İÇİN İKLİM KRİZİNE KARŞI PUSULA:

Kuşlar, taşıdıkları tohumlar sayesinde yıllar boyunca dünyanın farklı coğrafyalarında doğanın ve doğal orman ekosistemlerinin oluşmasında en önemli rolleri üstlenip, doğayı sürdürülebilir kılan ana etkenlerden olmuşlardır. Peki ya bu doğal süreçten ilham alarak, iklim krizine karşı yapılan ormanlaştırma ve biyoçeşitlilik çalışmalarına teknolojiyle destek olabilir miyiz? İşte ecoDrone’lar bu sorunun yanıtını ararken, doğadan öğrendiğimiz bilgilerle tasarlandı.

ecoDrone; küresel iklim krizine karşı öncelikli ulaşılması zor alanlara tohum ve tohum topu atışları gerçekleştirerek, ormanlaştırma ve biyoçeşitlilik çalışmalarına destek veren insansız hava araçlarıdır. İklim krizine karşı geliştirdiğimiz/geliştireceğimiz sürdürülebilir, inovatif ve teknolojik çözümlerin ilki, başlangıç noktamız. ecoDrone’larla ağaç varlığının artırılması gereken ulaşılması zor alanlara havadan tohum ve tohum topu atışları gerçekleştirir, doğadaki en küçük yaşam potansiyelinin peşine düşeriz.

Bu yaşam potansiyelinin peşine düşerken, sahada edindiğimiz bilgi ve deneyimi verileştirmek için de Re-Sense teknolojisinden faydalanırız. Zira doğada çok fazla kombinasyon ve parametre var ve bu parametrelerde dağınık olan veriyi anlamlandırmak; hem ecoDrone’larla tohum topu atışının yaşam potansiyelleri oluşturma oranını artırmak hem de bilimsel çalışmalara veri üretmek için çok kritik. ecording’in 2022 yılı itibariyle başlattığı ecoDrone Re-Sense teknolojisi; ecoDrone’lar üzerine yerleştirilen sensörler ve dış kaynaklardan toplanan verilerin, makine öğrenmesiyle analiz edilip, tohum topu atış kararlarının veriye dayalı bir şekilde otonom olarak yapılarak, doğadaki büyük verinin anlamlandırılması ve gelecekte yapılan çalışmaların bu doğrultuda iyileştirilmesini sağlayan yapay zeka çözümüdür.

ORMANLAŞTIRMA VE BİYOÇEŞİTLİLİĞİN KORUNMASI

Dünyamızda yaşanan orman kayıpları, küresel iklim krizinin hem nedenlerinden hem de sonuçlarından biri. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC), sera gazı salımlarının %20’sinin orman ve benzeri ekosistemlerin hatalı kullanımlarından ve değiştirilmelerinden dolayı oluştuğunu tahmin etmektedir. Oysa ağaçlar, fosil yakıtların kullanımı nedeniyle atmosfere salınan karbondioksit emisyonlarının yaklaşık üçte birini emerler. Bu harika depolama sistemi, küresel iklim krizinin artan etkileri karşısında bilinçli ormanlaştırma çalışmalarının çözüm yollarından biri olduğunu bize gösterir.

72 kişinin bir saatte tükettiği oksijeni yetişkin bir kayın ağacı aynı sürede üretir. Ancak ağaçların ve dolayısıyla ormanların tek özelliği Dünya’nın oksijen kaynaklarından biri olması değil elbette. Dünya’daki su varlığını koruyup düzenlemenin yanı sıra bitki ve hayvanlar için yaşam alanı yaratarak biyoçeşitliliği de korur. Yer altı sularının oluşmasına yardımcı olur, yağışları düzenleyerek yağmur yağmasına katkıda bulunur, erozyonun yanı sıra sel ve taşkın gibi doğal afetlerin oluşumunu önler. Öyle ki, yetişkin bir kayın ağacı kökleriyle 10 ton su tutabilir. Ağaçlar şehir hayatında hava ve gürültü kirliliğini önleyerek, ruh sağlığımızı olumlu yönde etkiler. Nitekim, yeterince ağaçlandırma yapılan şehirlerde depresyonun ve stresin %42 azaldığı tespit edilmiştir.

Ekosistemlerdeki biyoçeşitliliğin korunması da ormanların korunması ve ormanlaştırmanın artırılması kadar kritik. Zira diğer tüm etkilerden bağımsız olarak 2030’da küresel ortalama sıcaklığın 1,5°C olması durumunda; Dünya üzerinde yaşayan böceklerin %6’sı, bitkilerin %8’i ve omurgalıların %4’ü iklimsel olarak yayıldıkları coğrafi bölgelerin yarısından fazlasında artık var olmayacaklar ve yaşam alanları oldukça daralacak. Söz konusu sıcaklık artışının 2°C seviyesinde olması durumunda ise böceklerin %18’i, bitkilerin %16’sı, omurgalıların %8’i yok olma tehdidiyle karşı karşıya kalacak. 

İklim krizinin etkileri ve küresel sıcaklık artışı yalnızca karasal yaşamı etkilemekle kalmayacak. Bu durum, aynı zamanda deniz canlıların yaşamlarını yukarı enlemlere kaydırması anlamına da geliyor. Öte yandan 1,5 derecelik ısınma mercan resiflerinin %70 ila %90 oranında azalmasına, 2 derecelik ısınma ise neredeyse tamamen yok olmasına neden olacak.

KADINLARIN KÜÇÜK DOKUNUŞLARLA YARATTIĞI BÜYÜK DÖNÜŞÜM:

Büyük şehirler giderek daha fazla göç alıyor. Bu göçün temelinde ise beklentiler ve hayallerden ziyade zorunluluklar var. İklim krizi sebebiyle Türkiye’de yağışlar 20 yılda %25 azaldı, 2030’da bu oranın %30’u bulması bekleniyor. 10 yılı aşkın bir süredir ise susuz tarım, yani sadece yağışlarla mahsulün yetiştirilebileceği tarım yapmak mümkün değil. Yağışlar azalınca kuraklık kaçınılmaz oluyor. Öyle ki, Akdeniz’de son 900 yılın en büyük kuraklığı yaşanıyor. Kuraklık tarım ve hayvancılığı olumsuz etkiliyor, su kuyusu açmak ve yer altı suyunu çekmek gibi yöntemlerle tarım yapmayı denediğinde ise çiftçi maliyeti karşılayamaz hale geliyor. Tarım ve hayvancılıkla geçimini sağlamak mümkün olmaktan çıktığında ise şehirlere göç başlıyor. Şehirlerde insan sayısı arttıkça daha fazla temiz su ve gıdaya ihtiyaç da artıyor. Ancak tarım ve hayvancılık azaldıkça taze ürünlere ulaşmak zorlaşırken gıda fiyatları da giderek yükseliyor.

Tarım ve hayvancılık yapmaya devam edip, küçük şehir ve köy hayatını bırakmak istemeyen insanlar da var. Artık eskisi kadar tarım ve hayvancılık yapamıyor olmaları ile gelirlerinin azalması, doğup büyüdükleri topraklardan ayıramıyor onları. Ancak iklim krizi giderek etkilerini daha fazla hissettiriyor. Zira orman yangınlarının, sel ve taşkın gibi doğal afetlerin sayısı giderek artıyor. Bu durum, ekonominin yanı sıra diğer yaşam koşullarını da olumsuz etkiliyor.

Tüm bunları göz önünde bulundurarak, kırsal hayatta yaşamın sürdürülebilirliği için çözüm yolları arayan ecording; ecoDrone’larla atışı gerçekleştirdiği tohum toplarını, öncelikli olarak kırsal alanlarla yaşamını sürdüren, ekonomik ve sosyolojik açıdan iklim krizinden olumsuz etkilenen kadınlarla üretir. Onlar için sürdürülebilir bir gelir kaynağı oluşturmayı ve küresel iklim kriziyle hep beraber mücadele etmeyi iş modellerinden biri haline getirir. 

2022 yılı itibariyle tohum toplarını; Emine Abla, Fatma Teyze, Ayşe Abla, Ayla Abla, Sema Teyze dahil 40+ sayıda kadın emekçi üretiyor. Her biri tarım ve hayvancılığın eskisi kadar  yapılamadığından, artan doğal afetlerin ve orman yangınlarının yaşam alanlarını nasıl harap ettiğinden bahsediyorlar ve hayatlarının nasıl eskisi gibi olmadığından, eskiye duydukları özlemden…

0 +
KADIN EMEKÇİ

Öte yandan, “Tohum topu nedir ve neden tohum değil de tohum topu?” diye soracak olursanız şöyle açıklayabiliriz: Tohum topu; bir tohumun etrafının kil, gübre, humuslu toprak ve tohum türünün verimliliği için farklı minerallerin yer aldığı bir karışım ile kaplanması sonucu meydana gelen toplardır. Bu sayede, toprağa minimum  müdahaleyle tohumların doğada çimlenmelerine kadar geçen sürede; aşırı soğuk, sıcak, rüzgar, orman canlılarının tohumu yemesi gibi dış etkenlerden korunmaları amaçlanmaktadır.

ECODRONE İŞ BİRLİĞİ MODELİ

ecording’in fikir tohumları 2017’de atıldı ancak finansal sürdürülebilirliğini sağlayabilmesi için bir sosyal girişime dönüşmesi 2019 yılında gerçekleşti. “Doğayla uyumlu yaşamak, doğadan aldığımızı ona geri kazandırmak, ona fayda sağlamak gündelik yaşamımıza entegre edebileceğimiz bir sürece dönüşebilir mi? Standart sivil toplum algısının dışına çıkan bir çevresel fayda modeli oluşturulabilir mi? Dünya ve insanlığa yönelik sosyal faydanın sürdürülebilir ve ölçeklenebilirliği mümkün mü? Daha çok insana ve markaya ulaşarak, ekosisteme hep beraber daha çok katkıda bulunabilir miyiz?” sorularına yanıt ararken doğdu.

Cevap, “İnsanların gündelik yaşamdaki rutin davranışlarıyla uzaktan doğaya dokunabildikleri bir deneyim tasarlayabiliriz.” oldu. ecoDrone işaretli ürün, hizmet ve işlemlerle; yeşil, şeffaf ve somut bir marka topluluğu meydana geldi.

ecording’in ecoDrone ile ürün/hizmet satış bazlı iş birliği modeli (ecoDrone Marked) kapsamında;

Partner markalardan satın alınan/tercih edilen ecoDrone işaretli her ürün, hizmet veya işlem başına, ecoDrone’lar ile öncelikli ulaşılması zor alanlara tohum ve tohum topu atışları gerçekleştirilerek, ormanlaştırma ve biyoçeşitlilik çalışmalarına destek verilmektedir.

ECODRONE HEDEFLERİ

Johan Rockström’e göre, 30 yıl içinde fosil yakıtlardan tamamen kurtulmamız ve karbon salımını en aza indirgememiz şart! Ancak ortak geleceğimizi iyileştirmek için salımı azaltmak tek başına yeterli değil. Ayrıca gezegenimizi ısıtan karbonun oranını da azaltmalıyız. Bunu yapmanın en etkili yolu ise daha çok ağaç varlığı, yani ormanlaştırmanın artırılması.

Dünyadaki ormanların yalnızca %25’ini kaybedersek, kaybı korkunç eşik noktalarına geçmemize neden olabilir ki %40’ını yok ettik bile. Bu eşik için tehlikeli bölgedeyiz. Ormanlaştırmanın artırılması, atmosferdeki karbonun yakalanmasına ve iklim krizinin etkilerinin azaltılmasına yardımcı olabilir. Ormanlaştırma çalışmalarının artırılması ile doğayı yeniden canlandırmanın gezegenimizin biyoçeşitliliği için önemli faydaları olacak. Aynı zamanda iklimimizin ve tatlı su kaynaklarımızın dengelenmesi ile gıda üretimimize de katkı sağlayacak.

Bu sebeple; 2030’a kadar, Dünya genelinde 1-1.5 milyar tohum topunun ağaca dönüşmesini, böylece ormanlık alanlarda %25’ten fazla bir artış sağlamayı amaçlıyoruz. Bu dönüşüm, aynı zamanda mevcut karbon depolama kapasitesinin de %25 oranında artması anlamına geliyor. Ayrıca, küresel emisyonların da 20 yıl öncesine göre %45 azaltılmasının önünü açıyor. 2023 yılına kadar 12 farklı ülkede 250 markaya, 2030 yılına kadarsa toplam 36 ülkede 1.500 markaya ulaşmayı hedefliyoruz. Sürdürülebilir marka topluluklarıyla iklim krizine karşı olan mücadeleyi, herkesin günlük ihtiyaçlarına ve doğaya uyumlu bir şekilde bir sonraki adımına taşımayı sabırsızlıkla bekliyoruz.

SÜRDÜRÜLEBİLİR DOĞA, TOPLUM VE YAŞAM:

Karıncalar; düşünmek, çalışmak ve yaşamak için toplanarak koloni halinde yaşar ve binlerce hatta milyonlarca karınca bir süper organizma halini alarak tehditlere karşı tek bir vücut gibi hareket eder. Engelleri beraber aşmanın, tehditlerle beraber mücadele etmenin, koloninin geleceğini korumanın, ulaşılması zor yiyecek kaynaklarına ulaşmanın yolu süper organizma davranışı göstermekten  geçer. Birbirlerini sıkı sıkıya kavrayıp tek bir organizma gibi hareket ederek; bazen suda yüzebilen bir sal, bazen ulaşılması gereken bir yere uzanan köprü, bazen ise kraliçenin yanı sıra larva ve yumurtaları koruyan etten bir duvar halini alırlar. Peki ya bu doğal süreçten ilham alarak, iklim krizine karşı hep beraber harekete geçmenin bir yolu var mıdır? İşte ecordingApp bu sorunun yanıtını ararken, doğadan öğrendiklerimizle tasarlandı.

ecordingApp; Dünya yararına verilen görevleri doğruladığınızda, küresel iklim krizine karşı harekete geçerken, edindiğiniz ecoPuan’lar ile de kendinizin ve dünyanın ihtiyaçlarını karşıladığınız mobil uygulamadır. ecordingApp’te amacımız, kelebek etkisiyle insanların günlük hayatlarında uygulayabilecekleri çevreye duyarlı faaliyetlerin alışkanlık haline dönüşmesini sağlarken, kişisel ihtiyaçlarını karşılayabilmek ve iklim kriziyle hep beraber mücadele etmek. Kurgu basit: Çevreye duyarlı görevleri doğrula, kazan, paylaş, dünyayı değiştir!

Johan Rockström’e göre, “Sanayi Devrimi’nin başından beri 2.400 milyar ton karbondioksit saldık. Küresel iklim sıcaklığının 1,5 derecenin altında kalması için 300 milyar tondan daha az karbondioksit salımı olmalı. Başarabileceğimiz en çabuk salım azaltma hızı is yılda %6-7, yani her on yılda karbon salımının yarıya inmesi ve 30 yıl içinde fosil yakıtlardan tamamen kurtulmak demek. Sadece bireysel olarak bile yılda %6 karbon salımımızı azaltıp karbon ayak izimizi düşürmemiz ortak geleceğimizi ve Dünya’nın geleceğini olumlu yönde etkileyebilecek. Salım azalımı önemli ölçüde hava kirliliğinin azalmasını sağlayacak, okyanus asitlenmesini yavaşlatacak, biyoçeşitlilik üzerindeki baskıyı azaltacak.

SONSÖZ

Ekonomik dönüşümü ve gündelik alışkanlıklarımızı değiştirmeyi bir anda gerçekleştiremeyeceğimizin farkında olmakla birlikte, çözüm için çok geçmeden adım atmamızın doğaya karşı öncelikli sorumluluğumuz olduğu konusunda netiz. İklim kriziyle mücadeleyi söylemde bırakmayıp eyleme geçmeyi, “en küçük eylem bile eylemsizlikten iyidir” mottosuyla hareket etmeyi tercih ediyoruz.

Sosyal girişim kavramı çok yeni Türkiye’nin iklim krizi dikeyinde çalışan ilk sürdürülebilirlik, teknoloji ve inovasyon tabanlı sosyal girişimi olmak bazen anlaşılır olmamızı zorlaştırıyor. İş birliği modelimiz bir Vakıf/STK gibi, ormancılık faaliyetlerine destek olan ecoDrone’larımız bir Ormancılık Şirketi gibi algılanmamıza neden olabiliyor. Kimi zaman proje bazlı çalışan bir firma veya  B2C şirketi, kimi zaman bir ormanlaştırma veya hatıra ormanı projesi gibi tanımlarla karşı karşıya kalıyoruz. ecording bunların hiçbiri değil!  

Küresel iklim krizine karşı bugünden itibaren harekete geçmeye başlamamız, aslında yarınlar için umutlarımızı koruma çağrısıdır. Bizler çözümler sunduğumuz bireylerin aslında yaşam tarzlarını değiştirmiyoruz, hayata ve yaşadıkları dünyaya karşı tutumlarını değiştiriyoruz. Çünkü bir şeyleri başarmak, aslında yalnızca o işin en iyisini yapmak anlamına gelmiyor. İçinde bulunduğumuz durumda en iyisini denemek, potansiyelini en iyi şekilde kullanmak veya yansıtmak anlamına geliyor. Tıpkı hayat potansiyeli oluşturmak veya 2030 yılında karşılaşacağımız manzaranın potansiyeli gibi. İçinde bulunduğumuz durumdan bağımsız, en iyisini denemek için çözümlerimiz ile 2030 yılına kadar 2 Milyar bireye ulaşabilmek hedefindeyiz. Mobil uygulama- mızda sunduğumuz çözümlerin, bireyler tarafından uygulanması ile çığ gibi büyüyen bir etki oluşmasını arzuluyoruz. Yaşamımızı doğaya entegreli şekilde sürdürürken, mevcut ormanları korumak için yapacağımız çalışmalar ile birlikte sürdürülebilir bir marka topluluğunun yanında, sürdürülebilir bir günlük yaşam ve sürdürülebilir bir toplum oluşturabilmenin hayalini kuruyoruz.

Artık farkındasın, biliyorsun, bugüne kadar bir şey yapmasan anlıyoruz, yapsan da anlıyoruz.