İklim Kriziyle Mücadelenin Bel Kemiği: 2015 Paris İklim Anlaşması Nedir, Neyi Hedefler?
İçindekiler
İklim hızla değişiyor ve bu değişimin etkileri dünyanın farklı bölgelerinde giderek daha görünür hale geliyor.
Aşırı hava olayları, uzun süren kuraklıklar, sıcak hava dalgaları, seller ve yıkıcı orman yangınları; ekosistemleri, toplumları ve ekonomileri artan bir şiddetle etkiliyor.
İklim krizi, küresel ölçekte ortak hareket edilmesini gerektiren bir tehdit. Paris İklim Anlaşması ise ülkelerin bu tehditle birlikte mücadele etmesini sağlayan temel uluslararası çerçeveyi oluşturuyor.
Bu yazıda Paris Anlaşması'ndan önce oluşturulan küresel iklim düzenlemelerini, anlaşmanın kapsamını, temel hedeflerini ve Türkiye'nin Paris Anlaşması kapsamındaki taahhütlerini inceliyoruz.
Paris Anlaşması'ndan Önce Neler Vardı?
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi, kısa adıyla BMİDÇS, uluslararası iklim iş birliğinin temelini oluşturan küresel sözleşmedir.
Sözleşme, 1992 yılında Rio de Janeiro'da düzenlenen Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Konferansı'nda imzaya açılmış, 21 Mart 1994 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
BMİDÇS'nin temel amacı, atmosferdeki sera gazı birikimini iklim sistemi üzerinde tehlikeli insan kaynaklı etkilere yol açmayacak bir seviyede tutmaktır. (1)
Sözleşme ile ülkeler arasında;
- sera gazı emisyonlarının izlenmesi,
- ulusal iklim politikalarının geliştirilmesi,
- bilimsel ve teknik iş birliğinin desteklenmesi,
- finansman ve teknoloji desteğinin sağlanması,
- yeni uluslararası iklim anlaşmalarının müzakere edilmesi
için ortak bir çerçeve oluşturulmuştur.
BMİDÇS, uluslararası iklim mücadelesi açısından önemli bir başlangıç yaratmış olsa da tüm ülkelere uygulanacak bağlayıcı emisyon azaltım hedefleri belirlememiştir.
Bu nedenle sözleşmenin genel ilkelerini daha somut ve ölçülebilir yükümlülüklere dönüştürecek yeni anlaşmalara ihtiyaç duyulmuştur.
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı Nedir?
BMİDÇS'ye taraf ülkelerin her yıl gerçekleştirdiği toplantılar Taraflar Konferansı, yani COP – Conference of the Parties olarak adlandırılır.
İlk toplantı olan COP1, 1995 yılında Almanya'nın Berlin kentinde gerçekleştirilmiştir.
Dönemin Almanya Çevre Bakanı Angela Merkel, konferansa başkanlık etmiştir.
COP toplantıları;
- devlet temsilcilerini,
- uluslararası kuruluşları,
- bilim insanlarını,
- sivil toplum kuruluşlarını,
- özel sektör temsilcilerini,
- yerel yönetimleri
bir araya getirerek küresel iklim politikalarının müzakere edilmesini ve mevcut ilerlemenin değerlendirilmesini sağlar.
COP1'de, BMİDÇS kapsamındaki mevcut taahhütlerin iklim değişikliğiyle mücadele için yeterli olmadığı sonucuna varılmıştır.
Toplantıda kabul edilen Berlin Mandası, sanayileşmiş ülkeler için sayısal ve daha bağlayıcı emisyon azaltım hedefleri içeren yeni bir protokol hazırlanmasının önünü açmıştır.
Bu müzakere süreci sonunda Kyoto Protokolü ortaya çıkmıştır.
Kyoto Protokolü
Kyoto Protokolü, 11 Aralık 1997 tarihinde Japonya'nın Kyoto kentinde gerçekleştirilen COP3'te kabul edilmiştir.
Protokol, sanayileşmiş ülkeler ve geçiş ekonomileri için hukuken bağlayıcı sera gazı azaltım hedefleri belirleyen ilk uluslararası iklim anlaşması olması açısından tarihî öneme sahiptir.
İlk yükümlülük döneminde, protokole taraf gelişmiş ülkeler 2008–2012 yılları arasındaki toplam sera gazı emisyonlarını 1990 seviyelerinin ortalama en az %5 altında tutmayı kabul etmiştir. (2) Ülkeler için belirlenen bireysel hedefler farklılık göstermiştir.
Amerika Birleşik Devletleri protokolü imzalamış ancak onaylamamış ve bu nedenle taraf olmamıştır.
Kyoto Protokolü'nün yürürlüğe girebilmesi için;
- en az 55 ülkenin protokolü onaylaması,
- bu ülkeler arasında yer alan sanayileşmiş ülkelerin 1990 yılı toplam karbondioksit emisyonlarının en az %55'ini temsil etmesi
gerekiyordu.
Bu koşulların sağlanmasının ardından protokol, 16 Şubat 2005 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Kyoto Protokolü iklim politikaları açısından önemli bir adım olsa da bazı sınırlılıklara sahipti.
Bağlayıcı azaltım hedeflerinin ağırlıklı olarak gelişmiş ülkelere uygulanması, hızla büyüyen bazı ekonomilerin benzer yükümlülükler üstlenmemesi ve Amerika Birleşik Devletleri'nin protokole taraf olmaması, anlaşmanın küresel emisyonlar üzerindeki kapsamını daraltmıştır.
Bu nedenle tüm ülkeleri ortak bir iklim çerçevesinde buluşturacak daha kapsayıcı bir anlaşmaya ihtiyaç duyulmuştur.
Paris İklim Anlaşması Nedir?
Paris İklim Anlaşması, BMİDÇS'ye taraf ülkeler tarafından 12 Aralık 2015 tarihinde Paris'te gerçekleştirilen COP21'de kabul edilen uluslararası iklim anlaşmasıdır.
Anlaşma, gerekli onay eşiğine ulaşılmasının ardından 4 Kasım 2016 tarihinde yürürlüğe girmiştir. (3)
Kyoto Protokolü'nden farklı olarak Paris Anlaşması, gelişmişlik düzeyinden bağımsız biçimde tüm taraf ülkelerin kendi ulusal iklim planlarını hazırlamasını öngörür.
Anlaşmanın temel sıcaklık hedefi;
- küresel ortalama sıcaklık artışını sanayi öncesi döneme göre 2°C'nin oldukça altında tutmak,
- sıcaklık artışını 1,5°C ile sınırlandırmak için çaba göstermek
olarak belirlenmiştir. (3)
Paris Anlaşması yalnızca sera gazı emisyonlarının azaltılmasını ele almaz.
Anlaşma aynı zamanda;
- iklim değişikliğine uyum,
- iklim finansmanı,
- teknoloji transferi,
- kapasite geliştirme,
- şeffaflık,
- raporlama,
- uluslararası iş birliği
gibi başlıkları da kapsar.
Paris Anlaşması'nın Temel Hedefleri
Küresel Sıcaklık Artışını Sınırlandırmak
Paris Anlaşması, küresel sıcaklık artışını 2°C'nin oldukça altında tutmayı ve 1,5°C hedefi doğrultusunda ilerlemeyi amaçlar.
Bu hedefe ulaşılabilmesi için küresel sera gazı emisyonlarının hızlı, sürekli ve kapsamlı biçimde azaltılması gerekir.
1,5°C sınırı özellikle önemlidir çünkü sıcaklık artışı yükseldikçe;
- aşırı hava olaylarının,
- kuraklıkların,
- sellerin,
- sıcak hava dalgalarının,
- ekosistem kayıplarının,
- gıda ve su güvenliği risklerinin
daha ağır hale gelme olasılığı artar.
Sera Gazı Emisyonlarını Azaltmak
Her ülke, Ulusal Katkı Beyanı veya İngilizce adıyla Nationally Determined Contribution – NDC hazırlayarak iklim hedeflerini ve uygulamayı planladığı politikaları açıklar.
NDC'ler;
- enerji,
- sanayi,
- ulaştırma,
- binalar,
- tarım,
- atık,
- ormancılık ve arazi kullanımı
gibi farklı sektörlere yönelik hedefler içerebilir.
Ülkelerin NDC'lerini beş yılda bir güncellemesi beklenir. Her yeni katkı beyanının önceki beyana göre ilerleme göstermesi ve mümkün olan en yüksek iddia düzeyini yansıtması amaçlanır. (4)
İklim Değişikliğine Uyumu Güçlendirmek
İklim değişikliğinin bazı etkilerinin artık tamamen önlenmesi mümkün görünmüyor.
Bu nedenle Paris Anlaşması, ülkelerin iklim risklerine karşı uyum kapasitelerini ve dayanıklılıklarını artırmasını da hedefler.
Uyum çalışmaları;
- su kaynaklarının korunması,
- iklime dayanıklı tarım,
- afet risklerinin azaltılması,
- kıyı alanlarının korunması,
- halk sağlığının güçlendirilmesi,
- şehirlerin iklim değişikliğine hazırlanması,
- ekosistem restorasyonu
gibi alanları kapsayabilir.
İklim Finansmanı ve Uluslararası Desteği Artırmak
Gelişmiş ülkelerin, gelişmekte olan ülkelerin emisyon azaltımı ve iklim değişikliğine uyum çalışmalarını desteklemek üzere finansal kaynak sağlaması öngörülür.
Finansmana ek olarak;
- teknoloji transferi,
- teknik bilgi paylaşımı,
- kurumsal kapasitenin artırılması,
- uzmanlık desteği
de Paris Anlaşması'nın önemli unsurları arasındadır.
Bu destekler, tarihsel emisyonlara daha sınırlı katkı sağladığı halde iklim krizinin etkilerine daha açık olan ülkeler açısından kritik önem taşır.
Şeffaflık ve Raporlamayı Geliştirmek
Paris Anlaşması kapsamında ülkeler;
- sera gazı emisyonlarını,
- iklim politikalarını,
- NDC hedeflerine yönelik ilerlemelerini,
- sağladıkları veya aldıkları destekleri
düzenli olarak raporlar.
Bu süreç, Güçlendirilmiş Şeffaflık Çerçevesi aracılığıyla yürütülür.
Şeffaflık sistemi, ülkelerin ilerlemelerinin karşılaştırılmasını, hesap verebilirliğin artırılmasını ve taraflar arasında güven oluşturulmasını amaçlar.
Küresel İlerlemeyi Değerlendirmek
Paris Anlaşması kapsamında beş yılda bir Küresel Durum Değerlendirmesi – Global Stocktake gerçekleştirilir.
Bu süreçte dünyanın;
- sıcaklık hedeflerine,
- emisyon azaltımına,
- uyum kapasitesine,
- iklim finansmanına
yönelik ortak ilerlemesi değerlendirilir.
İlk Küresel Durum Değerlendirmesi 2023 yılında COP28'de tamamlanmıştır. Değerlendirme sonuçlarının, ülkelerin sonraki NDC'lerini daha güçlü hale getirmesine katkı sağlaması amaçlanır.
Paris İklim Anlaşması Neleri Kapsar?
Paris Anlaşması kapsamında ülkeler, sera gazı azaltım hedeflerini kendi ekonomik yapıları, kalkınma öncelikleri ve ulusal koşulları doğrultusunda farklı yöntemlerle ifade edebilir.
Yaygın hedef türleri şu şekilde sıralanabilir:
- mutlak emisyon azaltım hedefi,
- emisyon tepe yılı hedefi,
- referans senaryodan azaltım hedefi,
- emisyon yoğunluğu hedefi.
Mutlak Emisyon Azaltımı
Mutlak azaltım hedefi, toplam sera gazı emisyonlarının belirli bir baz yıla kıyasla doğrudan azaltılmasını ifade eder.
Örneğin bir ülke, 2030 yılına kadar toplam emisyonlarını 1990 seviyesine göre %40 azaltmayı hedefleyebilir.
Bu hedef türü, atmosferde salınacak toplam sera gazı miktarını doğrudan sınırlandırır.
Baz yıl ve hedef oran açık biçimde belirlendiği için mutlak azaltım hedeflerinin takip edilmesi ve ülkeler arasında karşılaştırılması genellikle daha kolaydır.
Emisyon Tepe Yılı
Emisyon tepe yılı, bir ülkenin sera gazı emisyonlarının en yüksek seviyeye ulaşmasının beklendiği yılı ifade eder.
Bu yıldan sonra toplam emisyonların kalıcı biçimde düşüşe geçmesi hedeflenir.
Örneğin bir ülke, emisyonlarının 2030'dan önce zirveye ulaşacağını ve sonrasında azalacağını açıklayabilir.
Bir tepe yılı hedefinin iklim açısından gücü;
- tepe noktasına ne kadar erken ulaşıldığına,
- emisyonların hangi seviyede zirve yaptığına,
- zirve sonrasında ne kadar hızlı azaltıldığına
bağlıdır.
Emisyonların daha geç zirve yapması, atmosferde biriken toplam sera gazı miktarının artmasına neden olabilir.
Referans Senaryodan Azaltım
Referans senaryo, ek iklim politikaları uygulanmadığı takdirde emisyonların gelecekte nasıl gelişebileceğini tahmin eden varsayımsal bir projeksiyondur.
Bu senaryo oluşturulurken;
- ekonomik büyüme,
- nüfus artışı,
- enerji talebi,
- sanayileşme,
- ulaşım ihtiyacı,
- mevcut politikalar,
- teknolojik gelişmeler
gibi değişkenler dikkate alınabilir.
Referans senaryodan azaltım hedefi, emisyonların bu varsayımsal seviyeye kıyasla ne kadar düşük tutulacağını ifade eder.
Örneğin bir ülke, 2030 yılı emisyonlarını referans senaryoya göre %30 azaltmayı taahhüt edebilir.
Ancak referans senaryoda emisyonların çok yüksek oranda artacağı öngörülüyorsa, toplam emisyonlar hedef yılında bugünkü seviyenin üzerinde kalabilir.
Bu nedenle referans senaryoya dayalı hedefler değerlendirilirken;
- senaryonun varsayımları,
- hedef yıldaki mutlak emisyon seviyesi,
- geçmiş yıllara göre gerçek değişim
birlikte incelenmelidir.
Emisyon Yoğunluğu Hedefi
Emisyon yoğunluğu hedefi, sera gazı emisyonlarının ekonomik faaliyet veya üretim birimi başına azaltılmasını ifade eder.
Emisyon yoğunluğu;
- Gayrisafi Yurt İçi Hasıla,
- üretilen elektrik miktarı,
- üretilen ürün miktarı,
- taşınan yolcu veya yük
gibi göstergeler üzerinden hesaplanabilir.
Örneğin bir ülke, GSYİH birimi başına düşen sera gazı emisyonlarını belirli bir oranda azaltmayı hedefleyebilir.
Bu hedef, ekonominin daha düşük karbon yoğunluğuyla büyüdüğünü gösterebilir.
Ancak ekonomik büyüme emisyon yoğunluğundaki düşüşten daha hızlı gerçekleşirse toplam emisyonlar artmaya devam edebilir.
Bu nedenle emisyon yoğunluğu hedefleri, mutlak azaltım veya tepe yılı hedefleriyle birlikte kullanılabilir.
Paris Anlaşması Nasıl İşler?
Paris Anlaşması, ülkelerin zaman içinde iklim hedeflerini güçlendirmesini amaçlayan düzenli bir döngü üzerinden işler.
Bu süreç genel olarak şu adımları içerir:
- Ulusal Katkı Beyanı'nın hazırlanması ve sunulması
- Ulusal iklim politikalarının uygulanması
- Emisyonların ve ilerlemenin ölçülmesi
- Sonuçların raporlanması ve teknik incelemeye sunulması
- Küresel Durum Değerlendirmesi ile ortak ilerlemenin incelenmesi
- Daha güçlü bir NDC'nin hazırlanması
Paris Anlaşması her ülkeye aynı sayısal hedefi uygulamaz.
Ülkeler, kendi katkılarını;
- ekonomik koşulları,
- tarihsel sorumlulukları,
- kalkınma düzeyleri,
- teknik ve finansal kapasiteleri
doğrultusunda belirler.
Bu yaklaşım, ortak fakat farklılaştırılmış sorumluluklar ve göreceli kabiliyetler ilkesiyle ifade edilir.
Her ülke iklim değişikliğiyle mücadelede sorumluluk taşır; ancak ülkelerin sorumluluk düzeyleri ve harekete geçme kapasiteleri aynı değildir.
Paris İklim Anlaşması ve Türkiye
Türkiye, Paris Anlaşması'nı 22 Nisan 2016 tarihinde imzalamıştır.
Anlaşma, 6 Ekim 2021 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından uygun bulunmuş, 7 Ekim 2021 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.
Türkiye, onay belgesini 11 Ekim 2021 tarihinde Birleşmiş Milletler'e sunmuş ve 10 Kasım 2021 tarihinde Paris Anlaşması'na resmen taraf olmuştur. (5) Türkiye aynı dönemde 2053 net sıfır emisyon hedefini açıklamıştır.
Türkiye'nin İlk Ulusal Katkı Beyanı
Türkiye'nin 2015 yılında sunduğu ilk katkı beyanında, 2030 yılı sera gazı emisyonlarının referans senaryoya göre %21 azaltılması hedeflenmiştir.
Bu hedef daha sonra güncellenmiş ve Türkiye'nin Güncellenmiş Birinci Ulusal Katkı Beyanı kapsamında 2030 yılı için referans senaryoya göre %41 azaltım taahhüdü açıklanmıştır.
Bu hedef doğrultusunda;
- 2030 yılı emisyonlarının 695 milyon ton CO₂ eşdeğeriyle sınırlandırılması,
- emisyonların en geç 2038 yılında zirveye ulaşması
öngörülmüştür. (6)
Buradaki %41'lik oran, Türkiye'nin mevcut veya geçmiş emisyonlarına göre mutlak %41 azaltım anlamına gelmez.
Hedef, herhangi bir ek iklim politikası uygulanmadığı varsayımıyla oluşturulan referans senaryoya göre hesaplanmıştır.
Türkiye'nin İkinci Ulusal Katkı Beyanı
Türkiye, İkinci Ulusal Katkı Beyanı'nı – NDC 3.0 Kasım 2025'te Birleşmiş Milletler'e sunmuştur.
Yeni katkı beyanında 2035 hedef yılı esas alınmıştır.
Türkiye, 2035 yılı itibarıyla;
- referans senaryoya göre 466 milyon ton CO₂ eşdeğeri emisyon azaltımı gerçekleştirmeyi,
- toplam sera gazı emisyonlarını 643 milyon ton CO₂ eşdeğeriyle sınırlandırmayı
taahhüt etmektedir. (7)
İkinci Ulusal Katkı Beyanı;
- enerji,
- sanayi,
- ulaştırma,
- binalar,
- tarım,
- atık,
- arazi kullanımı, arazi kullanım değişikliği ve ormancılık
dâhil olmak üzere ekonominin genelini kapsar.
Belgede kullanılan referans yıl 2018'dir. Türkiye'nin 2018 yılı net sera gazı emisyonları, arazi kullanımı ve ormancılık sektörü dâhil olmak üzere 458,8 milyon ton CO₂ eşdeğeri olarak belirtilmiştir.
Yeni NDC, Türkiye'nin 2053 net sıfır hedefi ve ilk Küresel Durum Değerlendirmesi'nin sonuçları dikkate alınarak hazırlanmıştır.
Türkiye'nin İklim Politikası Çerçevesi
Türkiye'nin Paris Anlaşması kapsamındaki hedefleri farklı strateji ve eylem planlarıyla desteklenmektedir.
Bu belgeler arasında;
- İklim Değişikliği Azaltım Stratejisi ve Eylem Planı 2024–2030,
- İklim Değişikliğine Uyum Stratejisi ve Eylem Planı 2024–2030,
- Türkiye'nin Uzun Dönemli İklim Stratejisi,
- Ulusal Döngüsel Ekonomi Stratejisi,
- Ulusal Atık Yönetimi Stratejisi,
- ulusal emisyon ticaret sistemine yönelik çalışmalar
yer almaktadır.
Azaltım Stratejisi ve Eylem Planı;
- yenilenebilir enerji kapasitesinin artırılması,
- elektrifikasyonun yaygınlaştırılması,
- enerji ve kaynak verimliliğinin geliştirilmesi,
- düşük karbonlu ulaşımın desteklenmesi,
- döngüsel ekonomi uygulamalarının artırılması,
- sürdürülebilir tarım ve ormancılığın güçlendirilmesi
gibi alanları kapsar.
Uyum Stratejisi ve Eylem Planı ise;
- su kaynakları,
- tarım,
- kentler,
- halk sağlığı,
- biyoçeşitlilik,
- turizm,
- sanayi,
- ulaşım,
- enerji,
- afet risklerinin azaltılması,
- sosyal kalkınma
başlıklarında iklim dayanıklılığını artırmayı hedefler.
Paris Anlaşması Kural Kitabı
Paris Anlaşması'nın nasıl uygulanacağını belirleyen ayrıntılı kurallar bütünü, Paris Anlaşması Kural Kitabı veya Paris Agreement Work Programme olarak adlandırılır.
Bu kurallar;
- NDC'lerin nasıl sunulacağını,
- emisyonların nasıl hesaplanacağını,
- ilerlemenin nasıl raporlanacağını,
- şeffaflık mekanizmalarını,
- uluslararası karbon piyasalarını,
- Küresel Durum Değerlendirmesi'ni,
- uyum ve uygunluk süreçlerini
kapsar.
Kural Kitabı'nın önemli ölçüde tamamlanması, 2021 yılında Glasgow'da gerçekleştirilen COP26 ile sağlanmıştır.
Böylece ülkelerin iklim hedeflerini hazırlama, emisyonlarını hesaplama ve ilerlemelerini raporlama süreçleri için daha ortak ve karşılaştırılabilir uygulama esasları oluşturulmuştur. (8)
Paris İklim Anlaşması Neden Önemlidir?
Paris Anlaşması, neredeyse tüm ülkeleri ortak bir iklim hedefi etrafında buluşturan ilk küresel anlaşmadır.
Anlaşmanın öne çıkan özellikleri şunlardır:
- tüm taraf ülkeler iklim eylemi planı hazırlar,
- ulusal katkılar beş yıllık döngülerle güncellenir,
- her yeni hedefin daha ileri bir iddia düzeyi taşıması beklenir,
- emisyon azaltımı ve iklim değişikliğine uyum birlikte ele alınır,
- iklim finansmanı ve uluslararası destek mekanizmaları tanımlanır,
- ülkelerin ilerlemesi ortak bir şeffaflık sistemiyle takip edilir,
- küresel ilerleme düzenli aralıklarla değerlendirilir.
Anlaşmanın başarısı ise ülkelerin açıkladıkları hedefleri somut politikalara dönüştürmesine bağlıdır.
Yüksek hedefler;
- uygulanabilir mevzuat,
- sektörel yol haritaları,
- yeterli finansman,
- güvenilir veri,
- kurumsal kapasite,
- şeffaf izleme,
- kamu, özel sektör ve sivil toplum iş birliği
ile desteklenmediğinde beklenen etkiyi yaratamaz.
Uluslararası Taahhütten İklim Eylemine
Paris Anlaşması, iklim kriziyle mücadele için ortak bir küresel yön sunar.
Bu yönün gerçek bir dönüşüme dönüşebilmesi, ülkelerin uluslararası taahhütlerini ulusal ve sektörel uygulamalara aktarmasına bağlıdır.
Türkiye açısından bu dönüşüm;
- enerji,
- sanayi,
- ulaşım,
- binalar,
- tarım,
- atık yönetimi,
- arazi kullanımı,
- ekosistemlerin korunması ve restorasyonu
gibi birçok alanda eş zamanlı değişim gerektirir.
Şirketler de bu sürece;
- Kapsam 1, Kapsam 2 ve Kapsam 3 emisyonlarını hesaplayarak,
- bilime dayalı emisyon azaltım hedefleri belirleyerek,
- enerji ve kaynak verimliliğini artırarak,
- yenilenebilir enerji kullanımına geçerek,
- tedarik zincirlerini dönüştürerek,
- döngüsel iş modelleri geliştirerek,
- ekosistemleri koruyup restore ederek,
- iklim performanslarını şeffaf biçimde raporlayarak
katkı sağlayabilir.
Paris Anlaşması, uluslararası diplomatik bir çerçevenin yanında hükümetler, şirketler, sivil toplum ve bireyler için ortak bir iklim eylemi yol haritasıdır.
Anlaşmanın uzun vadeli başarısı; taahhütlerin ölçülebilir emisyon azaltımlarına, daha dirençli toplumlara ve sağlıklı ekosistemlere dönüşmesine bağlıdır.
Kaynakça
- İklim Değişikliği Başkanlığı, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi
- UNFCCC, The Kyoto Protocol
- UNFCCC, The Paris Agreement
- UNFCCC, Nationally Determined Contributions
- İklim Değişikliği Başkanlığı, Paris Agreement
- İklim Değişikliği Başkanlığı, Güncellenmiş Birinci Ulusal Katkı Beyanı
- İklim Değişikliği Başkanlığı, Türkiye İkinci Ulusal Katkı Beyanı – NDC 3.0
- UNFCCC, The Glasgow Climate Pact: Key Outcomes from COP26
Oğuz Ergen


